Arkadaşlar yiyecek değildir!


Arkadaşlar yiyecek değildir!

Türcülük, güçlünün güçsüze tahakkümünün söz konusu olduğu ırkçılık, cinsiyet ayrımcılığı vb. utançlarla mücadelelerden ayrı tutulamayacak bir sorun olmasına rağmen maalesef hayvan severlik, hayvan korumacılığı ve hayvan hakları, çoğu zaman -ki ülkemizde hemen her zaman- sadece sokak hayvanlarını kapsayan dar mücadele alanlarıyla sınırlı. Siyah özgürleşmesi, kadın özgürleşmesi, eşcinsel özgürleşmesi… Bir grubun diğer gruba üstünlününün ve beraberinde gelen sömürü ve eziyetin birkaç on yıl önce normal sayıldığı ve aklı selim sahibi herkesin bugün karşı çıktığı ayrımcılıklardan farkı ne peki türcülüğün? Fark kendi türümüzün bencilliğinden kaynaklanıyor olabilir mi? Düşünelim.

Hiç birimiz ormanda ya da ıssız bir adada hayatta kalmaya çalışan bir etobur değiliz. Etobur olmadığımız gibi hepcil olduğumuza dair dayatmalar da tartışmalı. Gerekli proteini ve bilimum ihtiyaçları, otçul kaynaklarla karşılayan canlıları katledip yiyerek karşılamak ve bunun normal olduğuna inanmak? Üstelik alternatif olarak sonsuz beslenme çeşitliliğine sahip bir dünyada yaşıyorken…

Düşünelim. Bu kültürde dostumuz olan kedi ve köpeklerin başka bir kültürde topluca katledildiğini; burada tabaklarımızı dolduran kuzuların, danaların tavukların ve ineklerin başka bir yerde kutsandığını biliyoruz. Geleneklerimiz, alışkanlıklarımız ve sistem ne yiyip ne yemeyeceğimize karar vermiş olabilir. Ama biz düşünebiliyoruz. Çözüm ve alternatif üretme becerisi en gelişmiş tür olduğumuzu iddia ediyoruz üstelik. O halde düşünelim.

Hayvanlar yiyecek değildir! Gezegeni paylaştığımız, çoğu zaman yanına bile yaklaşamayacağımız yeteneklere sahip farklı türleri muhtemelen sonumuzu da getirecek olan o muhteşem ve üstün (!) becerilerimizle köleleştiriyor, katlediyor ve yiyoruz. Bazen sadece eğlence ve zevk için… Ayrımcılığa karşı mücadelelerde kazanılan ve kazanılması için savaşın sürdüğü özgürlük alanlarından ayrı tutmaya devam mı edeceğiz peki hayvan özgürleşmesini? Mümkün müdür hayvanlar özgürleşmeden insanın özgürleşmesi? Düşünelim.


2 Temmuz’18 / Konyaaltı sahili

Yazar: apeironur

Bir cevap yazın