Hayvanlara zarar vermek cezaya tabiyse?

Tabelada yer alan cümleler arasındaki çelişkiye bakın. İlk cümlede “sokak hayvanları” ifadesiyle ve ikinci cümlede “hayvanlar” genellemesiyle sokakta yaşamaya mahkûm bırakılmış kedi ve köpekler kastediliyor.

Yediklerimiz, giydiklerimiz, bindiklerimiz, sömürdüklerimiz ve hepsinin bir sonucu olarak öldürdüklerimiz “hayvan” değil çünkü! Bizi bu keskin ayrıma götüren ne? “Sokak hayvanları” dışındaki hayvanlar acı çekmiyorlar mı? Ailelerine ihtiyaç duymazlar mı? Sosyal yaşantıları, bilinçleri yok mu? Sömürülmek, esaret altına alınmak, sonra da yenilmek, giyilmek türlü yollarla kullanılmak üzere öldürülmek mi istiyorlar? Kedi ve köpeklerden daha mı az yaşamak isterler ya da daha mı az acı çekerler? “Hayvanları korumak”, “hayvan hakları” vb. denildiğinde neden sadece 2-3 tür aklımıza gelir?

Türler arasına çekilen bu sınır ve duvar, dayanaksız ve mantıksız birçok yolla bize kanıksatıldı. Bize birilerini kullanmanın, sömürmenin ve öldürmenin normal olduğu öğretildi. Durum bu iken; öldürmenin, kendi çıkarın için başkalarına zarar vermenin yanlış olduğunu savunmak, tüm bu erdemlerin, adalet ve eşitliğin, hak ve hukukun talepkârı olmak ne kadar gerçekçi ne kadar samimi? Toplumca benimsediğimiz ikiyüzlülük! Bu ikiyüzlülüğümüzle yüzleşiyoruz, yüzleşmeliyiz.

Gerçek şu ki; kendi kültürümüzde etini, sütünü, derisini, yününü, balını kullanmak için öldürdüğümüz hayvanlarla -başka türlü sömürülere maruz bırakılıyor olsalar da görece daha ayrıcalıklı- kedi ve köpekler arasında, öğretilmiş ve günbegün zihnimize kazınarak şekillendirilmiş tutumlarımız, yönlendirilmiş algılarımız dışında fark yoktur.

Kimlerin korunup yaşatılacağına, kimlerin sömürülüp öldürüleceğine türlerle kurduğumuzu sandığımız “biz” merkezli ilişkilere dayalı değerlendirmelerle karar veremeyiz. Yaşam tüm türler için haktır ve #HayvanHaklarıVeganlıktır.


Video & kurgu: @apeironur

Yazar: apeironur

Bir cevap yazın